Platon’un Mağara Metaforu ve John Berger'in Çalışmalarının, Foxcon Çalışanları ile İlintilenmesi

Platon’un Mağara Metaforu ve John Berger'in Çalışmalarının, Foxcon Çalışanları ile İlintilenmesi

Platon'un Mağara Metaforu'na göre insanlar sabitlenmiş bir şekilde etrafına bakamadan bağdaş kurmuş bir şekilde mağaranın girişine sırtı dönük, yüzü ise duvara bakan bir biçimde oturmak zorundadır. Bu süreçte bu zincirlenmiş insanlar karşılarındaki duvarda sadece bir takım imgeler ve gölgeler görmektedir. Zincirlenmiş insanlar etraflarına bakamadıkları için ve hatta mağarada bile olduklarını bilmediklerinde dolayı dışarıdan duydukları seslere göre bu imge ve gölgeleri isimlendirmektedir. Ancak zamanla aralarından bir kaçı sahip oldukları zincirleri gevşetmeyi başararak etrafını görme fırsatı yakalıyor ve çevresini 360 derece görme imkanı sağlamaktadır. Bu şekilde etrafını izleme fırsatı yakalayan insanlar görüyorlar ki o yegane gerçeklik olarak düşündükleri imgeler aslında arkalarındaki bir ateşin önünden geçen nesnelerin gölgeleridir. Bu duvardaki yansımalar ve yansımaların oluşturulmasını sağlayan birilerinin taşıdıkları nesneler bu dünyaya ait ve oradaki ateş bu dünyanın işleyişinin temel kaynağı olarak betimlenmektedir. Yani, insanların taşıdıkları nesneler bildiğimiz anlamda algı nesneler değil, o nesneler bu dünyanın işleyişine ve kurgusallığına gönderme yapıyor.

John Berger'in çalışmalarında da tıpkı Platon'un mağara mefaforuna benzer düşüncelerin hakim olduğunuz görmekteyiz . Berger çalışmalarında vakaları açıklamada daha çok imgeler üzerinde durmuştur. İmgelere olan bakış açımızın görme biçimlerini nasıl etkilediğinden bahsetmiştir.

Foxconn'daki çalışma şartlarını incelediğimizde, burada çalışanlar açısından oluşan ağır çalışma koşullarının ve yöneticiler tarafından örgütte yaratılan algıların çalışanları tıpkı platon'un mağarasındaki zincirlenmiş insanlar gibi olduklarını görmekteyiz. Çalışanlar sadece duvara bakan o insanlar gibi işlerine bakmaktadır. Dışarıda olup bitenlerden bihaberdir. Çalışanların karşılarındaki yegane gerçeklik olarak düşündükleri imgeler aslında arkalarındaki bir ateşin önünden geçen insanlar ve insanların taşıdıkları nesneler in yarattığı gölgelerdir. Burada şirket yöneticiler çarkı öyle bir güzel kurmuşlardır ki işçileri TV'lerde reklam izleterek algıları, görme biçimleri sınırlandırılmıştır ve manipüle edilmiştir. İşçiler barınak tarzı yerlerde yaşamaktadırlar. Çalışanların Taylor sisteminden daha ağır şartlar yaşadıklarını söylemek su götürmez bir gerçektir. Burada insanlar makineden farksızdır. O kadar çok çalışmaktadırlar ki yemekhane de bile uyuyan insanlar mevcuttur. İşçi intiharları sıkça görülmektedir. Aynı zamanda çocuk öğrencilerde çalışmaktadır. Firma çocuk çalışanları gönüllü diye nitelemektedir. Yetkililer şartların iyileşeceğini söylüyor, vaat ediyor ancak değişen hiç bir şey yok. Çalışan bireyler mağaranın dışından yansıyan gölgelerden başka bir şey görmüyorlar. Dolayısı ile mağaradaki gölgelerde kalıyoruz. Başka bir şey göremiyoruz, göremiyorlar. Aralarından biri platonun tasvirindeki mağaradan dışarı çıksa dahi , asıl hezeyan bu bireyin tekrar mağaraya dönmesi ile ortaya çıkar. Gördüklerini, yani idealar dünyasını zincirlere bağlanmış kalabalıklara anlatmaya çalışmadan önce, mağaranın karanlığına gözlerinin alışması yani kanaatlerle yönetilen toplumun kurallarına tekrar alışması gerekir. Mağaranın dışında gördüklerini ne kadar anlatmaya çalışsa da zincirlerle bağlı kalabalıkları inandırması pek mümkün olmaz, çünkü artık sahip olduğu bilgi, toplumun kanaatleriyle oluşan doğadan değil idealar dünyasından gelen ve insanların zincirlerini kırıp mağaranın dışına çıkmadıkça anlayamayacakları bilgidir.

Sonuç olarak olaya baktığımızda,sanatın her dalındaki gerçekleri göstermekteki en güzel örnek, resimler üzerinden yürüyen gerçeklik algısı, yaşanmışlıklar, kültürümüz, inançlarımız, duygu ve düşüncelerimizdir. İşte tüm bunlar görme biçimimizi etkilemektedir. Önemli olan tek bir bakış açısıyla bakmamak, birden çok pencereden bakmayı öğrenebilmemizdir.

Yazar; Bekir Batmaz

Hiç yorum yok