Korku Hikayesi - Köydeki Yaratık (Gerçek)

Korku Hikayesi - Köydeki Yaratık

Hafta sonunu kır evinde geçiren ve korkunç bir şeyle karşılaşan genç bir kadın takipçimizin yaşadığı olay.

Benim adım Banu ve 26 yaşındayım. Şehirdeki bir ofiste sekreter olarak çalışıyorum. Hafta sonlarında, tüm koşuşturmadan uzaklaşmayı ve kırsal bölgeye gitmeyi severdim. Neyse ki, ormanın kenarında bulunan küçük bir köyde bir yazlığım var. Şehirden uzaklaşmak ve burada hafta sonunu tek başıma geçirmek için can atarım.

İş yerinde zor bir hafta geçirdikten sonra dinlenmeye ihtiyacım vardı, bu yüzden şehir dışına çıkmaya karar verdim. Eve gittim, çantalarımı topladım, onları bagaja attım ve arabamı sürmeye başladım. Trafik ve uzun yol beni çok yormuştu geç vakit köye vardım ve çantalarımı açmadan üstümdekileri çıkarır çıkarmaz yatağa girdim. Yatmam ile uyumam bir olmuştu.

Gecenin ortasında araba alarmı sesiyle uyandım. Pencereden dışarı baktım ama görüşte kimse yoktu.
Anahtarın düğmesine basarak alarmı kapattım ve ses durunca tekrar yatağa girdim. Yeniden uykuya dalmak üzereyken alarm tekrar çaldı. Fakat bu kez kalkmadım ve yattığım yerden düğmeye basarak tekrar alarmı kapattım.

Aradan 5 veya 10 dakika geçti. Alarm 3. kez tekrar çaldı. Arabada bir arıza mı vardı yoksa biri benimle oyun mu oynuyordu? Tekrar düğmeye bastım ve alarmı kapattım. Fakat bu kez yatağa girmedim. Perdenin kenarından arabaya bakmaya başladım.

Fazla bekledim bir kaç dakika sonra çalıların arasından bir şey çıktı. Ay ışığı, alaca karanlık ortamda zor zar görüyordum. Zayıf, uzun boylu, siyah giysili biriydi. Arabanın yanına gelip alarmı çaldırıp çalıların arasına giriyordu.

Bunu neden yaptığını bilmiyordum. Tekrar alarmı kapattım, tekrar ortaya çıktı alarmı yeniden harekete geçirdi. Artık korkmaya başlamıştım.

Bu neydi? Benden ne istiyordu? Ne yapıyordu?

Vücudumun içinden, başımdan ayak parmaklarına kadar bir titreme koştu. Ağzım kurudu ve kalbim hızla atıyordu. Çok gergindim, dişlerimi sıkıyordum ve ellerimi yumruklara tutuyordum.

Kendimi kontrol ettim ve bacaklarımın beni taşıyacağı kadar hızlı bir şekilde merdivenlerden aşağı koştum. Kendimi korumak için kullanabileceğim bir şey aramak istedim. Işıkları açmamla yeniden dona kaldım.

Karanlık bir gölge beni camdan izliyordu. Hemen koltuğun arkasına saklandım. Orada saklanmama rağmen derin derin nefes alışını dışarıda olmasına rağmen duyuyordum.

Koltuğun arkasından çaktırmadan pencereye baktım. Gri bir cildi vardı. Dudakları sanki yoktu. Kocaman bir burnu, sapsarı parlayan dişlere sahipti.

Sadece gitmeyeceğini biliyordum. Birkaç dakika boyunca camda durduktan sonra, ön kapıya geldiğinde hışırtı sesi duydum. Kapının altında parmaklarını soktu, kocaman tırnakları vardı. Çıkardığı ses insan gibi değil sanki bir köpek gibiydi.

Benim burada olduğumu biliyordu ve hiç bir zaman gitmeyecekti. Kendimi toparlamaya çalışsam da sessiz bir şekilde ağlıyordum. Korkudan titriyordum. Korkudan altıma işedim kelimesiyle sürekli dalga geçiyordum ama o an ilk defa başıma gelmişti. Kapıyı yumruklamaya başlamıştı o an bayılmışım.

Sabaha karşı kendime geldim. Etrafıma baktım her şey normal görünüyordu. Altımda sadece iç çamaşırı üstümde ise beyaz uzun bir tişört vardı. Anahtar elimdeydi ve salon koltuğunda bulunan kişisel kol çantamı aldım. Camdan etrafı son kez kontrol ettim. Kapıyı kilitledim ve arabama binerek hiç durmadan köyden uzaklaştım.

O günden sonra bir daha köydeki yazlığıma gitmedim...

Hiç yorum yok