Kısa Gezi Yazısı Örneği - Gezi Yazısı Nasıl Olur?

Kısa Gezi Yazısı Örneği

Kısa gezi yazısı çeşitleri ve örnekleri

Gezi yazısı gittiğin gördüğün yerlerin anlatıldığı yazıdır. 2 çeşit gezi yazısı çeşidi vardır biri yurt içi diğeri ise yurt dışı. Gezi yazısı nasıl yazılır? merak ediyorsan ben sizlere küçük bir yurt dışı gezisini örnek olarak anlatacağım. Siz de ona göre uyarlayarak yazabilirsiniz.

Gezi Yazısının Özellikleri

Gittiğiniz yer hakkında bilgi toplamak çok önemlidir, özellikle fotoğrafla desteleme yapmalısınız. Onun için fotoğraf ve çektiğiniz yerin hakkında kısa bilgi edinin.

Ayrıntılı anlatarak gittiğiniz yeri okuyucuya yaşatmaya çalışın. En ufak şeyleri bile yazın. Bu sizin için önemli olmasa da okuyucu için çok önemlidir.

Gördüklerinizi birebir yazmak kadar yorum ve duygu eklemekte önemli. Düşüncelerinizi çekinmeden dile getirir. Olumlu veya olumsuz gördüğünüz şeyleri de yazın.

NOT: Ben aşağıda basit kısa bir gezi yazısı örneği yazdım. Tabi siz bunu daha profesyonel, ayrıntılı ve duygulu yazacaksınız.

Güney Afrika Gezim Neler Gördüm?

İstanbul'dan Güney Afrika'ya iki aktarma uçak ile gittim. Yolculuğum ortalama bekleme süresiyle 23 saat sürdü. Biletimi almadan önce Güney Afrika hava durumuna bakarak ona göre elbise aldım. Yanıma kamera vs. gerekli ihtiyaçlarımı aldım. Hava değişikliğinden etkilenip ishal olursam diye yanımda mutlaka 2 adet muz almayı ihmal etmedim.

Güney Afrika'ya indiğimde tek başımaydım. Hiç bir yeri bilmiyordum. İstanbul'dan aldığım tanıtım kitabını birazcık okuduktan sonra burasıyla ilgili bazı bilgilere ulaştım. Biraz daha kendimi rahat hissetmek için bulunduğum yerdeki cafeye giderek internete bağlandım. Burada suç oranı çok yüksekmiş.

Uzun bir yolculuk ettiğim için çok yorgundum ve hemen lüks bir otel aradım. Okuduklarıma göre burada her otelde kalmak biraz tehlikeliymiş onun için turistlerin tercih ettiği şehir içinde lüks bir yere yerleştim.

Yaklaşık 6 saat dinlendikten sonra dışarıya çıktım. İlk işim hayvanat bahçesine gitmek oldu. Çünkü buradaki hayvanat bahçesi biraz farklıymış. Hayvanları sevmenize onlarla oynamanıza izin veriyorlar. Tabi ki yanında bakıcının kontrolünde. Hayvanat bahçesinde biraz zaman geçirdikten sonra şehirde dolaşmaya başladım. Şehrin tam ortasında bir gökdelen vardı. Oraya çıkarak en tepede bulunan dürbünle etrafı inceledim.

Şehirde dalgın ve yabancı bir şekilde dolaşırken tamamen şehirden çıktığımı fark ettim. Küçük kulübelerde yaşayan insanların olduğu yerdeydim. Herkes bana sanki garip bir insanmışım gibi bakıyordu. Daha sonra yıllar önce hakkında bir kaç yazı okuduğum Mandela Müzesini gördüm. Bir kaç fotoğraf çekerek oradan çıktım.

Otele giderek uzun bir süre dinlendikten sonra yeniden şehirde vakit geçirdim. Herkes İngilizce konuşuyordu ve bir süre Güney Afrika'da kalmaya karar verdim. Yaklaşık olarak 1 hafta burada takılarak normal derecede olan İngilizceyi birazcık üst seviyelere çıkardım.

Çok farklı insanlarla tanıştım, çok şey öğrendim. Unutulmayacak bir anıydı ve İngilizce mi 1 hafta içerisinde az da olsa ilerlettim. (Sürekli sohbet etmeye çalışıyordum). Ben gezerken çok eğlendim umarım sizde okurken eğlenirsiniz.

Hiç yorum yok